İnsanlar arasındaki menfaat çatışmalarını önleme ve birlikte yaşamanın temel şartlarını koruma işlevini üstlenen ceza hukuku, insanlık tarihinin en eski hukuk dalıdır. İlk yasama faaliyetleri bu hukuk dalında olmuştur. Ceza hukuku esas olarak Anayasal düzlemde yer alan hak ve hürriyetlerin güvencesi olarak uygulama alanı bulur. Ceza hukukunun temel prensiplerini oluşturan Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Ceza Sorumluluğunun Şahsiliği İlkesi ve Masumiyet Karinesi, dayanağını Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’ndan alır. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ceza hukukunun güvence fonksiyonunu oluştururken, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi ceza hukukunun bireysel sorumluluk ve adalet fonksiyonunu gösterir. Bir diğer önemli prensip olan masumiyet karinesi ise bireyleri keyfi suçlamalara ve haksız yaptırımlara karşı korurken aynı zamanda devletin cezalandırma yetkisini de kısıtlar. Bu yönüyle de haksız cezalandırmalarına önüne geçerek adil bir yargılanma hakkı sağladığı için hukuk güvenliği ve adalet fonksiyonuna ışık tutar. Ceza hukukuna bir bilim olarak baktığımızda; maddi ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku olarak normatif bir ayrıma sahip olduğunu görürüz. Maddi ceza hukuku suçun yapısal unsurlarını, bir suç tipinde bulunması gereken öğeleri, kişilerin sorumluluğu için aranan koşulları, suç dolayısıyla uygulanması gereken yaptırımları ve bu yaptırımların süreçlerini düzenlemektedir. Ceza muhakemesi hukuku ise bir suç tipinin belirli bir kimse ya da kimseler tarafından işlenip işlenmediği hususunda maddi gerçeğin araştırılmasına ve bu kişiler hakkında yapılması gereken işlemler, verilmesi gereken kararlar ile ilgili usul ve esasların belirlendiği disiplindir.
Ceza Hukuku ile ilgili faaliyetlerimiz;